Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Çekim yasası 

SADECE BU ÜÇ SIRRI ÖĞRENSEN düşüncelerin gerçek olur!!




Çocukluğumuzda bize öğretilmesi gereken en önemli bilgi zihnimizi nasıl kullanmamız gerektiğiydi. Maalesef hiçbirimiz bu bilgiyle büyümedik ve bu gün bunun yan etkilerini hayatımızda deneyimliyoruz. Bir insanın hayatındaki  en büyük değişimi yaşamasını sağlayacak tek şey zihnini tanımasıdır. Zihninin nasıl çalıştığını, nasıl düşünürse hayatın akışıyla uyum içerisinde olabileceğini ve en önemli yeteneğini yani konsantrasyon gücünü öğrenebilmesidir. Tüm eğitim sistemi dıştaki bilgilerin istemeyerek zihne sokulması ve geçici bir süre orada tutulmaya zorlanması üzerine odaklanmıştır ve bu zihni daha küçük yaşlardan itibaren yanlış kullanmamızın nedenidir.

 

İlk bilmemiz gereken şey biz zihin değiliz. Biz algılayan bilinçli varlıklarız. Zihnimizi belirli noktalara odaklanmak için kullanıyoruz. Biz saf farkındalığız. Zihnin sınırlı kapasitesinin çok ötesine uzanan ruhsal varlıklarız ama elimizdeki en önemli alet zihnimiz çünkü dünya var oluşunda onunla adım adım ilerliyoruz. Elimizdeki bu çok değerli aletin doğru çalışması için bazı bilgilere ulaşmamız gerekiyor. Şimdi hep birlikte zihnin frekansını isteklerimizle uyumlu çalıştırmanın sırrını keşfedeceğiz. Hazırsanız bu sırrın kapısını 3 adımda aralayalım:

 

  1. ZİHNİNİN FREKANSINI İSTEKLERİNE AYARLA:

Ünlü mucit Tesla’nın şu sözünü hatırlamanın tam zamanı:

Eğer evrenin sırlarını öğrenmek istiyorsanız; enerji, frekans ve titreşim kavramlarıyla düşünün.




Her şey enerjidir. Etrafında gördüğün nesnelerden düşüncelerine kadar her şey enerjinin farklı titreşimlerdeki halleridir. Buna göre her düşüncenin de bir frekansı vardır. Arzu ettiğin veya ulaşmak istediğin bir nesnenin veya hayalinin de bir frekansı var. Tüm mesela düşüncenin frekansını isteğinin frekansına uyumlu hale getirebilmek. O zaman bu uyumdan oluşan enerji hayatında bu nesnenin veya durumun gerçek olmasını sağlıyor. Neden? Çünkü her iki frekans yani düşüncenle isteğin ortak bir yayında buluşunca uyum sağlanmış oluyor. Uyum demek yaratım demek. Uyumdan çıkan güç ve enerji isteğinin hayata geçmesi demek. Aksi mümkün değil.

Bunu daha iyi anlamak için radyo frekanslarını ele alalım. Diyelim ki sen klasik müzik dinlemek istiyorsun. İsteğine uygun frekansı radyoda bulman lazım. 99.6 pop müzik çalıyor; onu geçiyorsun…99.7 sadece cızırtı. 99.8 cızırtılı bir müzik var; ne olduğu tam seçilemiyor. 99.9 işte şimdi istediğin kanaldasın ve klasik müzik dinliyorsun. Düşüncelerinde tam böyle. İsteklerinin yayınına düşüncelerini ayarladığında her şey bir anda değişmeye başlıyor. Doğru yayında olduğunda çekim yasası isteklerini hayatına bir bir getiriyor.

  1. ZİHNİMİN FREKANSINI NASIL DOĞRU BİR ŞEKİLDE AYARLARIM?

Şimdi elimizdeki bu bilgiyle doğru adımlar atmaya hazırız. Üç tane adım atacağız ve bunu her gün yapacağız. Bunlar neler?

1- Olumlu cümlelerle niyetini tam ve net ifade et. İfade ederken şimdiki zamanda bir cümle yapısı kullan. Olumsuz eklerden ve olumsuz anlam içeren kelimelerden kaçın.

Diyelim ki işinde çok başarılı olma niyetin var. Bunu şöyle ifade edebilirsin:

Başarılı ve ülke çapında tanınan bir işim var.

İşimi zevkle ve sevgi duyarak yapıyorum.

İşimde her geçen gün daha fazla para kazanıyorum.

İşim bana bolluk, bereket ve huzur veriyor.

Bu cümleleri ister yüksek sesle ister içinizden söyleyebilirsin. İstersen bir yere yazabilirsin. Sana tavsiyem her gün tüm dikkatini vererek yeni cümleler kurman. O anda tam bir odaklanma yaşaman için bu daha iyi olur.




Örneğin ben işe giderken arada geçen sürede böyle olumlamalar yapıyordum. Sabahları sıkışık trafikte geçen bu zamanı böylece olumlu hislerle geçirmiş oluyordum. Bunları yapmaya zamanım yok; çok geçersiz bir bahane. Değişime direnen bilinçaltının oyunu; bunu hemen fark etmen lazım.

2- Niyetini net bir şekilde gözünün önünde canlandır. Bu kısımda zorlananlar olduğunu biliyorum. Bunun nedeni hayal kurmayı bırakmaktır ve bu bir insanın başına gelebilecek en kötü şey. Hayal kuramayan insan yaşamdan zevk alamayan insandır. Umudunu, yaşam sevincini ve içindeki o çok değerli çocuğu kaybetmiş insandır. Bunun başına gelmesine izin vermemek senin elinde. Çocukluk döneminin ilk 7 yılında tamamen hayal gücünle yaşarsın. Eline bir sopa alırsın ve bu bir ata dönüşür. Yaptığın şey tamamen gözünün önünde canlandırma çalışmasıdır ve bunu doğal olarak yaparsın. İnsanın en önemli yeteneği budur çünkü bunun sayesinde var olur. Sonra büyürsün ve ilk öğrendiğin şey hayallerin boş şeyler olduğudur. Sana hiçbir şey katmayan saçma fanteziler olduğudur. İşte bu çevrenin negatif zihin programlarında en tehlikelisidir. Eğer gözünün önünde canlandırmayı beceremiyorum diyorsan çok ciddi biçimde bunun üzerinde çalışman gerek. Güzel haber herkes aslında bunu yapmayı bilir ama zihnini buna kapatmayı seçmiştir. Şimdi tam aksini seçebilirsin. Tıpkı bir çocuk gibi gözünün önünde canlandırmayı en baştan öğrenebilirsin ve değişimin ikini sırrı budur: gözünün önünde niyetini olmuş vaziyette canlandırabilmek. Bunun için ilk başlarda sana yardımcı olacak temsili resimler kullanabilirsin. Mesela hayalindeki işi temsil eden ofis resimleri; başarılı olmuş mutlu işadamı resimleri, görselleri ve bu videodaki görselleri beynine kazıyabilirsin. Bunlara her gün bir süre ayırarak bak. Öyle ki gözünü kapattığında bu görüntüler tüm ayrıntısıyla görünür olsun zihninin içinde. Kendimden bir örnek olarak melek resimler ve objelerini söyleyebilirim. Bunlar asla gerçek anlamda o varlıkları göstermiyor; bunlar temsili imajlar. Ben yaşadığım yeri veya çalıştığım yeri bu tip görsellerle kuşatmış vaziyetteyim. Bunun nedeni ruhsal dünyayla kurduğum ilahi sevgi bağını görsel olarak canlandırmama yardımcı olmaları. Hatırlatıcı olarak orada duruyorlar. Dekoratif amaçla değil gözümün önünde canlandırma çalışması için enerjimi bu güzelliğe odaklıyorlar. Sen de neyi gözünün önüne getirmen gerekiyorsa onu temsil eden görsellerden yardım alabilirsin. Bir müddet sonra bunlara ihtiyacın kalmadan niyetini tüm ayrıntısıyla zihninin içinde görebilir hale geleceksin.




3- Üçüncü sır ise duygulardır. En önemli sır işte budur. Duygu enerji çıkarır ve bu enerji senin niyetine uyumlanmanın anahtarıdır. Duygular manyetik bir alan yaratır. Bu manyetik alan niyetine giden yolu açar. İşinde başarılı olmak için olumlama yaparken o anda o duygunun içine girmen lazım. Gerçekten başarıyı yakaladığında nasıl hisler içinde olursun? Gurur duyma, kendine dönük bir hoşnutluk, kendini takdir etmeden çıkan mutluluk ve coşkulu bir sevinç hali. İşte bu ulaşmak istediğin hedefinin duyguları ve bu duyguların frekansından doğan manyetik alan. Bu manyetik alana ulaşmak için bu duygulara uyumlanman lazım. Bu duyguları şu anda hissedebilmen lazım. Bu gerçekten zor bir kısım; bunu kabul ediyorum ama imkansız değil. Zihnine bir duyguyu çağırabilirsin. Biraz çalışmayla buna ulaşabildiğini göreceksin. Kurduğun cümleler ve göz önünde canlandırma gerekli zemini sağlayacaktır. Duygu çıkmadan kuru bir şekilde bu iki adımı yapman maalesef hiçbir işe yaramıyor. Duygu olmadan yapılan her şey boşa gidiyor diyebilirim. Sadece duyguyu çağırabilsen diğerlerini yapmadan bile hedefinin manyetik alanına girebilirsin. İşte bu adım büyük sır aslında. İlk başlarda çok zor geliyor bu duyguları içinde bulunduğun ana taşıyabilmek. Rol yapıyorsun; hatta saçma bir duygululuk hali oluşuyor gibi geliyor ve  komik bir taklit etme çabasına takılıyorsun. Bu çok normal. Bunun üzerinde durma. İngilizcede bir söyleyiş var: Gerçek olana kadar taklit et. Aslında bilinçaltın bir süre sonra sürekli taklit ettiğin şeyin gerçekliğine ikna olur. Burada zaten kilit nokta bilinçaltını bir şekilde ikna etmektir ve bilinçaltı sadece tekrarlarla ikna olur. Tekrar yapma bilinçaltı çalışmalarının özüdür.

  1. ZİHİN PROGRAMLAMANIN TEMELİNDE KONSANTRASYON VE TEKRAR YATAR:




Eğitim hayatımızdaki bir diğer eksik nokta konsantrasyon yeteneğimizi geliştirememiş olmak. Konsantrasyon öğrenilmesi şart olan büyük bir güçtür. O kadar büyük bir güçtür ki tüm zihin çalışmalarının temelini oluşturur ve hayatını dönüştürmenin sırlarından birisidir. Maalesef günümüz dünyası odaklanma gücümüzün elimizden alınması üzerine bir sistem geliştirmiştir. Bunun elimizdeki büyük güç olduğunu bilen bazı karanlık güçlerin bilerek bunu bozmaya çalıştıkları söyleniyor. Bu doğruluk payı güçlü olan karanlık bir oyun ve zihnimiz üzerinde karanlık oyunlar oynandığı bir gerçek. Zihin gücümüzü elimizden almaya çalışmak isteyen bu güçler dünyayı böylece istedikleri kölelik sistemi içinde yönetebiliyorlar. Zihnimizin bir numaralı güçlerinde biri neydi? Konsantrasyon! Şimdi etrafına bir bak. Kimse hiçbir konuya 1 dakikadan fazla odaklanamıyor. Bu yüzden kitap okuyanlar sayısı gün geçtikçe azalıyor. Elinde tuttuğun telefonlar dikkatini sürekli oradan oraya sıçratmak için adeta yarışıyor. Bir videonun ilgini çekse bile sonunu getiremiyorsun. Resimden resime, görüntüden görüntüye, konudan konuya adeta kayarak ilgini büyük bir kaosun üzerinde gezdiriyorsun. Sonuç? Elinden alınan büyük bir gücün farkında bile değilsin; o gücün adı KONSANTRASYON. Dikkatini odakladığında zihin odaklandığın şeyin gerçekliğinin içine girer. O gerçekliği yaşamaya başlar. Artık dış dünyada olanlar silikleşmeye başlar. Bir müddet sonra odaklandığın şeyle bir olursun. Bu bir oluş hali beyin dalgalarını gamma seviyesine çıkarır. Bu seviye kaydedilebilmiş en yüksek frekanslı beyin dalgasıdır. Bu seviye aynı zamanda derin ruhsal deneyimler yaşayanların beyin dalgasıdır. Beynin ilahi olana açılan kapısı bu frekanstır. Gamma beyin dalgasına sadece konsantrasyon yeteneğinin geliştirenler ulaşabiliyor. İşte bu yüzden dikkat odağın bu kadar değerli. Elindeki en büyük güç bu. Bunu geliştirmek ise derin bir istek, motivasyon ve istikrar gerektiriyor. Burada ortaya tekrar yapmanın önemi çıkıyor. Her gün yapılan çalışmanın konsantrasyonunu arttıracağını bilmelisin. Bir diğer önemi ise bilinç altının tekrarlama yöntemiyle programlanabilmesi. Bu yüzden bu çalışmaların hepsini düzenli yapman gerekiyor. O gün ne olursa olsun iradeni bu çalışmaları yapacak şekilde güçlendirmen gerekiyor. En önemli şeyin bu olduğunu, kendi ruhsal yolculuğun olduğunu kendine hep hatırlatman gerekiyor. Dünyaya gelme amacının kendi ruhsal gücünü keşfetmek olduğunu kendine her gün, her yeni doğan güneşle tekrar tekrar hatırlatman gerekiyor. Her gün olumlu cümleleri, gözünün önünde kendini hedefine ulaşmış şekilde canlandırarak ve bu halde hissederek tekrarlamalı ve  zihnini doğru kullanmayı öğrenmelisin.

 

Sana bu muhteşem güzellikte yolculukta atacağın her adımda yardımların yağacağını göreceksin çünkü tüm yaşamın özü sevgi ve sevgiden çıkan hizmet döngüsüdür. Seninle birlikte yürümek beni de sevgiyle dolduruyor; bu yüzden sana teşekkür ederim sevgili Mistik Yol dostum…Sevgi ve ışıkla kal…

Yazan ve Seslendiren: Didem ÇİLOĞLU


İlginizi Çekecek İçerikler

Yorum Yaz