Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Ruhsal farkındalık 

Ölüm ve SONRASI




Ölüm denince üç temel özelliği hemen dikkat çekiyor.

1- YARGISIZ bir EŞİTLEYİCİ olması

2- BÜYÜK bir ÖĞRETMEN olması

3- BİLİNMEZİN GİRİŞ KAPISI olması

Bu videomuzda bu üç özelliğin kısaca üzerinde duracağım ama asıl bilinmezin kapısından geçtikten sonra olacaklara odaklanacağım. Bunu yaparken okuduğum birçok ruhsal, bilimsel ve dini kitaptan süzdüklerimi anlatacağım ama tam olarak hiçbirisini anlatıyor da olmayacağım. Bu açıdan bu video hem kişisel bilgi birikimim ve hem de ruhsal boyutta kendi önsezilerimden derlediğim bir aktarımdır. Kimseye bir şey kabul ettirmeye çalışmıyorum veya bir öğretinin savunuculuğunu yapmıyorum. İzlediklerin sende taaa derinlerde bir doğru algısı yaratabilir veya tam aksine çok yanlış veya ters gelebilir. Günün sonunda bunun bir önemi kalmaz çünkü ölüm tüm yargılarımızın ötesindedir.




ÖLÜM YARGISIZ BİR EŞİTLEYİCİDİR: Küçücük bir bebekte ölebilir; çok yaşlı bir insan da ölebilir. Ölüm insani bir yargıda bulunmadan herkese eşit uzaklıkta olabilir. O kadim gerçek daha doğduğumuz anda başlar. Her canlı ölmektedir. Ölüm aslında bir süreçtir. Her geçen an ölüme bir nefes daha yaklaşırız ve bunda müthiş bir eşitlik ilkesi vardır. Şu anda etrafında gördüğün herkes, kendin, bitkiler ve hayanlar ölüyor. Ölüm bu anlamda herkese eşit davranır.

ÖLÜM BÜYÜK BİR ÖĞRETMENDİR: Ölüm ister istemez herkese hayatı sorgulatır. Hayatında tek bir kez bile neden yaşadığını düşünmeyen bir insan bile yakınında ölümün nefesini hissettiğinde sarsılır. Belki de ilk kez madde dünyasından dikkatini çekmek zorunda kalır. Onca para, onca maddi birikim, onca güç…yine de ölünce her şeyin birden kaybolması…Peki bu dünyanın ötesinde ne var? Ölüm bu soruyu sorduran yegâne öğretmendir. İnsanı ruhsal olarak tekâmül etmek zorunda bıraktırır adeta.

ÖLÜM BİLİNMEZİN GİRİŞ KAPISIDIR: Ölüm anında dek her şey bilinen dünyanın bir parçasıdır ama ölüm geldiği anda büyük bir sessizlik olur. Bilinmezin kapısı aralanır ve bu seni ister istemez korkutur. Ölüp gidenin arkasından duyulan acının çok büyük bir çoğunluğu bilinmeze duyulan korkuyla harmanlanmıştır. Ölü bir bedene bakarken duyulan garip duygu bu korkudur. Bilinmeze dokunmuş bir beden bizde hüzün değil de korku uyandırır. Bakmak istemeyiz. Yüzleşemeyiz. Kafamızı öteye çevirerek bilinmezden uzaklaşmaya çalışırız.

İşte şu aşamada asıl videomuz başlıyor. Hep gözlerini başka yere çevirdiğin bilinmezin kapısını araladığında olacaklar aslında ruhsal olarak bildiğin şeyler. Öyle ki bu bilgiye nasıl sahip olduğunu bilmeden tüm ömrünü geçirebilirsin. Bu bilgi de eşit bir şekilde tüm canlılara verilmiştir. Tek yapman gereken yerleşik katı inançların tutsaklığından kurtulabilmektir.




ÖLÜMDEN SONRA YAŞANANLAR:

1. BEDEN TUTSAKLIĞININ BİTİŞİ: Ruh bedeni kullanarak dünyada çeşitli deneyimler yaşar ama asıl mekânı beden değildir. Bu açıdan ruh bedene alışana kadar epey zaman geçirir. Ana karnında alıştırma denemeleri yapar ve doğduktan sonra da sürekli bedenle uyumlanma çalışmaları devam eder. Beden oldukça düşük titreşimli bir makinedir. Ruhun buna alışması zaman alır. Bu sebeple ölüm aslında ruhun adeta bir cendereden çıkışı gibidir. Geride bıraktığı bedene duygu bir duymadan bakar. Ruh bedenle bir işinin kalmadığını hemen anlar ve çoğunlukla dünyevi gerçeklikten sıyrılması gerektiğini bilir.

2. IŞIĞA DOĞRU YOLCULUK: Ruh bedenden ayrıldıktan sonra gelen özgürlük hissiyle bir kaynağa doğru çekildiğini duyumsar. Bu aşamada yaşanılanlar korkutucu değil tam tersine umulmadık derecede zevkli ve heyecan vericidir. Çekilme hissi uzaktaki bir ışık kaynağına doğrudur. Zahmetsiz ve oldukça yüksek bir hızdadır. Işığa yaklaştıkça mutluluk hissi artar. Işığın eşiğine gelindiğinde ruh artık geri dönme isteği hemen hemen hiç duymaz. Ölüme yakın deneyim yaşayanlar bu eşikten geri gelenlerdir. Bu durum ruhun dünyada tamamlaması gereken bir görevi olduğu bilgisiyle gerçekleşir. Bu bilgiye rağmen çoğu zaman ruhlar istemeden bedenlerine geri dönerler.

3. REHBER VARLIKLAR TARAFINDAN KARŞILANMA: Ölümden sonra çaresizce ne yapacağını bilmez vaziyette dolanan ruhlar yoktur. Işığa geçtikten sonra dünya okulundan mezun olan bir ruh hemen rehber varlıklar tarafından karşılanır. Bu rehber varlıklar daha önce ölmüş olan tanıdıklarımız olabilir. Aynı ruh ailesinden derin bağ kurduğumuz birileri olabilir. Rehberlerin asli görevi ruhu yeni durumu konusunda bilgilendirmek ve geçişi rahat yapmasını sağlamaktır. Bu rehberleri daha görür görmez tanırız. Onları görmek bir rahatlama ve uzun zamandır özlenen biriyle karşılaşmaya benzer derin bir mutluluk yaratır. Onlardan gelen saf bir sevgi vardır. Hatta bulunulan mekânın kendisi sevgi dolu bir titreşim yaymaktadır. Ruh asıl evinde olduğunu ve sevginin var oluşun özü olduğunu böyle anlar.




4. REHBER EŞLİĞİNDE YAŞANAN HAYATIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Sırada yaşanılan hayatın kapsamlı bir değerlendirilmesi vardır. Ruh buna hazır hissettiğinde tüm hayatını izlemeye başlar. Yaşadıklarını tam bir değerlendirme yapabilmesi için sadece kendi bakış açısından görmez. Yaşattıklarını o insanların his ve düşünceleriyle birlikte sanki kendi yaşıyormuş gibi görür ve hisseder. Pozitif veya negatif tüm yaşanılanlar ruh tarafından ayrıntısıyla ele alınır. Rehber varlık bu aşamada sadece eşlik eder; herhangi bir yargı yoktur. Deneyimlerinden öğrendiklerini anlayan ruh dünyaya geliş amacını ve ne kadarını gerçekleştirebildiğini fark eder. Bu fark ediş bazı derslerin alınamadığını gösterir. Bazı acı deneyimlerin sonuçlarını hisseden ruh bunu telafi etme gerekliliğini duyar. Bu sebeple dünya yolculuğunda birlikte olduğu herkesle yaptığı anlaşmaları gözden geçirir ve belki de yeniden başka bir dünya yolculuğunda onları birlikte çözmek için fırsatlar arayacağı yeni bir yaşam planı yapar. Bu planı yaparken rehber varlık ona yardımcı olur.

5. YAŞAM PLANI VE KONTRATLAR: Ruh yeni yaşam planı konusunda oldukça isteklidir. Zıtlıklar ve özgür seçim gezegeni olan dünya ruhsal derslerin öğrenilmesi için en uygun realitelerden birisidir. Başka realiteler de mevcuttur ama dünyada bedenlenen ruhlar genellikle bu gezegende doğmaya daha yatkın hissederler. Yeni yaşam planını hem ruhsal rehberiyle hem de yükselmiş üstat varlıklardan oluşan bir heyetle birlikte değerlendirir. Ruhun yaptığı hiçbir planda zorlama veya iradeye müdahale yoktur. Sadece yüce bilgiler ruha hatırlatılır ve seçim yapmasına izin verilir. Yeni yaşam planında birlikte olacağı diğer ruhlarla da çeşitli kontratlar yapılır. Ruhsal kontratlar gereği bu kişiler bazen akraba, bazen arkadaş, eş, çocuklar gibi çeşitli roller alır. Dünyadaki hiçbir bağlantı tesadüfi değildir. Hepsi ruhun dersleri için ortak planlar dahilinde seçilir. Öyle ki bazen bir ruh örneğin sert bir baba rolünde olmayı kabul eder. Bu sert baba tarafından yetiştirilmeyi seçen ruh güç uygulama ve zorbalıkla ilgili dersler alır. Sırf bu dersleri alması için sertlik rolünü kabul eden başka bir ruhla anlaşır. Bu açıdan bakıldığında, dünyevi gözlerle “negatif” görevlerle hayatımızda olan kişilere de bambaşka bir açıdan bakma farkındalığına kavuşabiliriz.




6. SONUÇ- SAYISIZ YAŞAM YOLCULUĞU VE RUHSAL TEKAMÜL: Ruhlar değişik var oluş planlarında beden almaya devam ederler. Dünya gezegeni bu planlardan sadece birisidir. Doğum ölüm döngüsü ruhsal derslerin alınması ve titreşimin artık bir bedende doğmayı gerektirmeyecek derecede yükselmesiyle son bulur. Buna boyut atlama veya daha yüksek boyutlarda var olmaya ve ruhsal tekamülü burada geliştirmeye devam etme denilebilir. Daha yüksek ve ince titreşimli var oluş planlarıyla ruh yolculuğuna devam eder. Nihai hedef asıl kaynağa ulaşıp onunla bir olarak onun içinde erimektir. Tüm yolculuk SONSUZ YARADANLA BİR OLMAYA doğrudur.




7- CENNET VE CEHENNEM: Dünya hayatında çok olumsuz bir yolu seçen ruhlar da bu yolculuğu böyle mi yaşıyor diye soranlar olabilir. Çok düşük titreşimli eylemler ve duygularla hemhal olan ruhlar bununla örtüşen bir enerjisel boyuta doğru çekilir. Buraya düşük astral plan denir ve buranın sakinleri düşük titreşimli varlıklardır. Bu plandaki varlıklar ölen kişiye doğru bir çekim duyarlar ve onunla etkileşime geçerler. Bu yakınlaşma ölen kişinin bu düşük astral planda takılı kalmasına neden olabilir. Yine de her ruhun bir rehberi vardır ve bu rahatsız halden çıkmalara için onlara yardım edilir. Ufacık bir imkân yakalanırsa bu ruhlar kendilerinde oluşan derin zararın rehabilite edildiği özel bir alana alınırlar. Ancak hazır olduklarında yaşamlarını gözden geçirme ve değerlendirmeye başlayabilirler. Derin zararlara yol açan ruhlar yaptıkları her şeyi birebir yaşarlar ve her nasıl acılara yol açtılarsa tümünü hissederler. Bu bir ruhun yaşayabileceği en derin ve dayanılması en zor acı çekme sürecidir. Ruh kendisinin yol açtığı acıyı birebir yaşadığında nasıl bir karanlığın içine girdiğini de anlar. Bunun telafisi için her ne gerekiyorsa yapmaya gönüllü olur ve gerekli acı dersleri bir bir almak için zorlu hayat planlarını seçer. Bu zorlu hayat planlarında karmik borçlarını ödemesi için acı verdiği ruhlarla yeniden farklı kontratlar yapabilir. Peki ya karanlığın en dibindeki ruhlar… Bir ruh yaşam ölüm döngüsüyle arındırılamayacak derecede büyük acılara yol açtıysa özü dağıtılır ve tüm varoluş yolculuğunun en başına döner. En karanlığın dibindeki en karanlık can parçası bile en nihayetinde ışığa doğru yolculuğuna devam eder. Karanlıkta olmak ruhun özündeki sevgiden ve yüksek benliğinin ışığından uzaklaşması demektir. Bir ruh karanlığın içine girip çok uzaklara gidebilir çünkü bunu yapacak özgür iradesi vardır. Yine aynı ruh karanlıktan çıkıp ışığa doğru yönünü değiştirmeye karar verebilir. Bunu istediği ve niyet ettiği her an yapabilir. İşte o an bir ruhun gerçek anlamda yeniden doğuşu demektir. Eninde sonunda SONSUZ YARADANLA BİR olmak tüm varoluşun tek arzusudur. Bu yüzden hepimizin yolculuğu ışığa ve sevgiye doğrudur.

Yazan: Didem ÇİLOĞLU




İlgilenenler için kitap listesi:
1. Micheal Newton’ın tüm kitapları
2. Dolores Cannon- Ölümün Ötesi
3. Ölümden Sonra Neler Oluyor?- Ergun Candan
4. Ötealem Deneyleri- Dr. Gary E. Schwartz
5. Ölüm Sonrası- Colin Wilson
6. Ötealeme Geçerken Gördüklerimiz- William Barrett
7. Geçmiş Yaşamlarınızı İyileştirmek- Roger J. Woolger
8. Psiko-Regresyon Dr. Francesca Rosetti

 

İlginizi Çekecek İçerikler

Yorum Yaz