Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Ruhsal farkındalık 

Kendi Kendinin YAŞAM KOÇU OLABİLİRSİN!




Bazen birisi gelsin ve sihirli değneğiyle yaşamımızı dönüştürsün isteriz. Ben daha anlatmadan her şeyi anlasın; çözsün ve beni benden kurtarsın. Bazen sadece bir kurtarıcı ararız. Kendimizi yorgun ve bitik bir halde hissederiz ve kısa yoldan bu durumun içinden çıkmak isteriz. Bir ruhani rehber arayışı da değildir bu aslında tam olarak; gerçek bir hayat dönüştürücü isteriz. Gelsin ve her şeyi değiştirsin. Peki böyle bir şey mümkün mü? Gerçekten de birisi gelip sana dokunsa her şey birden değişebilir mi?

 

Bunun cevabı KESİNLİKLE HAYIR ve bunun da ötesinde BÖYLE BİR KİŞİYİ ARAMANIN KENDİSİ BÜYÜK BİR HAYAL KIRIKLIĞI demek. Hayal kırıklığına gelmeden önce geçilen yolda ise karşına çıkacakları sıralamak istiyorum:

  • Kendi kendini kandırma süreci: Bu süreçte odaklandığın sihirli kişiyi bulduğuna inanırsın. Büyük bir heves ve beklentiyle sorunlardan kurtaracağına inandığın bu kişinin insan üstü özellikleri varmış gibi düşünürsün. Bu süreç oldukça tehlikeli olabilir. O kişiye gereğinden fazla değer verip yüksek miktarlarda para kaptırma ihtimalin de vardır. Bu süreçteki insanların psikolojisini çok iyi bilen bu sözde kurtarıcılar bir dönem seni iyi hissettirmeyi başarırlar. Kendi kendini kandırma süreci bu şekilde bazen normalden uzun süre devam edebilir.
  • Düşüşe geçme dönemi: Bu dönemde hayatında aslında bir değişiklik olmadığını fark etmeye başlarsın. Kendi kendine bunun kurtarıcınla değil kendinle alakalı olduğunu kabul ettirmeye çalışırsın. O kişiye bağımlılığın devam etmektedir. Onun yanında iyi olursun ama evine döndüğünde veya ertesi gün moralin yine yerlerde sürünmeye devam eder. Hatta daha da kötü hissettiğini görürsün. Bu dönemde bunun nedenini bir türlü anlayamazsın.
  • Hayal kırıklığı ve gerçekle yüzleşme: Artık son döneme geldiğinde elinde koca bir hayal kırıklığı vardır. Sihirli değnek hayatında hiçbir işe yaramamıştır ve bu gerçekle yüzleşirsin. Bu noktada kendini çaresiz ve kafan daha da karışmış hissedebilirsin.

Şu anda demin saydığım aşamaların herhangi birisinde olabilirsin. Ne yani? Hiç kimse sana yardım edemez mi demek oluyor bunlar? Rehberlik sistemi işlemiyor mu? Kişisel gelişim yolunda yapayalnız mı olmak gerekiyor? Şimdi birlikte bu soruların ışığında kendi kendinin yaşam koçu olma becerisinin güzelliğini anlamaya çalışalım.



İlk önce şunu net bir şekilde söylemeliyim: KİMSE KİMSENİN KURTARICISI OLAMAZ. Bunun olması mümkün değil çünkü kimsenin elinde hayatını bir anda değiştirecek sihirli bir değnek yok. O sihirli değnek aslında sadece senin elinde. Gücü dışarıda değil kendi içinde ararsan hayatın gerçekten büyük bir dönüşüm geçirecektir. Kendi gücünü sana veren, gücünü sana hatırlatan, gücünü kullanman için sana rehber olanlar vardır. Bu kişiler senin ruhsal rehberlerindir. Ruhsal rehberlik bu şekilde işler ama bu kişiler sana kendi gücünü kullanman için yol gösterirler. Sadece bunu yapabilirler; gösterilen yolda yürümek senin kutsal özgür iradene kalmıştır. Kutsal özgür irade öyle bir güçtür ki senin hayat yolunda tekamülün için gerekli adımları atmanı sağlar. İradeni kimseye teslim edemezsin çünkü o senin en büyük değerin ve özelin. Onu teslim ettiğin anda kişisel haklarının bile ters yüz edilebileceği tehlikeli bir alana girersin. İlk söz ve son söz kendi iradenle verilen kararlarla alınabilir ve başkalarının bunu yönlendirmesi çok sakıncalıdır. Bu yolda rehber olanlar sana bilgi aktarabilir. Bilgi senin ulaşman gereken bir hazinedir. Bilgiyle ne yapacağın ise rehberinin bilmesi gereken bir nokta değildir. Rehberin sadece bilgiyi en temiz şekilde verendir. Bilgiyi alan ve aldığını hayatına uygulayan sensin. Kendi kendinin sorumluluğunu almadan ruhsal tekâmül yolunda yürümenin bir anlamı kalmaz. Yaşadığın her anın güzelliğini ve kutsallığını işaret eden bir rehber bunu görmenin yolunu açar ama senin adına buna bakamaz. Senin adına senin hayat derslerini anlamaya çalışamaz.



İkinci olarak yaşamında tüm bağımlılıklarından arınman gerektiğini sana hatırlatmak isterim. Bir kişiye veya kurtarıcı zannettiğin bir kişiye duyulan bağımlılık ise çok ama çok tehlikelidir. Bu bağımlılığın en net belirtisi “onun yanında mutluyum; ondan ayrılınca yine mutsuzum” tarzı bir ruh halidir. Oysa bu iyi hissetme halinin sana birisi tarafından değil öğrendiğin veya algıladığın bir gerçekliğin kendisi tarafından süreklilik halinde verilmesi gerekiyor. Ruhsal rehberler huzura giden yolda atabileceğin adımları gösterirken kendinde huzurun kalıcı olması için ip uçlarını anlatırlar. Bu sana bağımlılığın değil özgürlüğün hediye edilmesidir. Elindeki bu bilgilerle hayata bakış açın değişir ve bu olduğunda ise içindeki huzur kendiliğinden ortaya çıkar. Bu huzuru sana kimse veremeyeceği gibi senden de kimse alamaz. Nerede veya kiminle olduğunun bir önemi yoktur. İç dünyanda yakaladığın güzelliklerin tadını çıkaracak özgürlüğe sahipsin. Kendi gücüne sahip çıkmanı sağladıktan sonra sana özgürlüğünü hediye edenler ve öğretilerin iç dünyanda kalıcı olmasını sağlayanlar gerçek ruhsal rehberlerindir.

 

Üçüncüsü tüm ruhsal yetilerin senin kendinde bulunduğunu bilmeni istiyorum. Bu anlamda kendinde doğa ötesi yetiler bulunduğunu iddia edenlere gülüp geçmelisin. Bu yetiler sadece belli bazı kişilere ait değil çünkü; bunlar hepimize bahşedilmiştir. Kutsal özgür iradenle istersen bunlara odaklanabilir ve ruhunun gelişimi için gerekliyse geliştirmeyi öğrenebilirsin. Buradaki kilit kelime “gerekli ise”. Ruhsal yolunda bazı yetileri geliştirmen seni ilerletecekse, sana ve insanlığa fayda sağlayacaksa bunları öğrenme niyetini ortaya koyarsın. Bu niyeti ortaya koyduktan sonra ve eğer niyetinde saf bir bütüne hayır yapma gücü varsa bu yetilerin kendiliğinden ortaya çıktıklarını görürsün. Yine bu yolda rehberlerin olabilir ve rehberler asla kendi güçleriyle seni etki altına almaya çalışmazlar. Belki birtakım uyarılar ve teknikler gösterebilirler. Usulca bilgi aktarımı yapıp hayatından çekilirler. Yetini geliştirecek olan ve bununla ne yapması gerektiğine karar verecek olan sensin.  Ruhsal rehberlerin en büyük özelliğidir bu: hayatındaki muazzam dönüşümü küçücük ve sade bir bilgi aktarımıyla yapıp hayatından zamanı geldiğinde gitmeleri. Tüm rehberler bağımlılıklardan arınmışlığa önem verir ve zamanı gelince usulca çekilmenin güzelliğini öğrencilerine yaşatır.

 

Kendi ruhsal yolumda yürürken bana fayda sağlamış olan “eklektik” yolu anlatmak isterim. Eklektik demek her öğretideki doğru gelen yönleri alıp kendine bunlardan oluşan ve tamamen sana ait yolu inşa etmek demek. Yani bolca okuma ve araştırma yapmak. Hiçbir öğretiyi yanlış diye yaftalamamak. Tüm bilgilerin içindeki doğruyu kendi iç rehberliğine dayanarak seçip bulmak ve bu bulduklarınla kendine has yolunu adım adım inşa etmek. Bu yolun güzelliği tam anlamıyla sana ait bir yol olması. Bu yolun zorluğu çok okuma ve araştırma içermesi. Buna ek olarak iç rehberliğine dayanması. İç rehberlik sana doğru gelen bilgilerle karşılaştığın zaman kesin bir bilme halinin ortaya çıkmasıyla kendini gösteriyor. Öyle ki ilk defa duymuş gibi olmuyorsun bu bilgileri. Zaten biliyordum; şimdi bana tekrar bunlar hatırlatılıyor gibi bir düşünceyle baş başa kalıyorsun. Zamanla iç rehberliğine olan güvenin artıyor. Zaten ilk başlarda uzun bir süre okuyup araştırıyorsun. Eklektik yolda herhangi bir öğretiye tam bir adanmışlık halinde olman gerekmiyor. Tek sadık olman gereken kendi yolun, kendi iraden ve kendi özgürlüğün.



Kendi yolumda böyle yürürken hiç düşünmediğim bir sonuçla karşılaştım. Kendi kendinin yaşam koçu olmak. Bu yolun bana sunduğu en şaşırtıcı hediye bu oldu çünkü sonunda elde ettiğim tüm bu bilgilerin senteziyle bunu başarabildiğimi gördüm. O zaman ise ruhumun sesini dinlemeyi iç rehberliğime güvenerek başardığımı anladım. Senin de içsel rehberliğine ve ruhunun sesine kulak vermeni diliyorum. Kendine ait hayat yolunda içsel huzurunu kalıcı kılacak gerçeklere ulaşmanı diliyorum. Sevgi ve ışıkla kal…

Yazan ve Seslendiren: Didem ÇİLOĞLU


İlginizi Çekecek İçerikler

Yorum Yaz