Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Çekim yasası 

JIM CARREY’İN Hayat Yolculuğu ve ÇEKİM YASASI




Bazen hayatın içinden insanların hayat yolculuklarına bakarak kendimiz adına dersler çıkarabiliriz. Bazen bu yolculuk o kadar ilginç dönemeçlerden geçer ki en soyut konuları bile daha rahat anlayabiliriz. Şimdiye kadar çekim yasasını pek çok videomuzda anlatmaya çalıştık; zaman zaman bu anlatımlar çok soyut ve havada kalıyor gibi gelmiş olabilir. Oysa pek çok kişi evrensel yasaların en önemlilerinden olan çekim yasasını hayatında aktif bir şekilde kullanmış ve hayatlarında büyük değişimler yaşamışlardır. Bunlardan en enteresanı ve etkileyicisi Jim Carrey’nin hayatıdır.

Bu videoda Carrey’nin hayatında kendisinin de farkında olduğu ruhsal gelişimin izlerini süreceğiz. Yine de amacımızın onu yüceltmek ve insan üstü bir varlık gibi göstermek olmadığını belirtelim. Nitekim hayatında pek çok hatalar ve kendisinin de itiraf ettiği gibi pişmanlıklar olduğunun da bilinmesini isteriz. Hepimizin hayatında inişler çıkışlar ve ruhsal gerçeklerin farkında olsak bile pek çok pişmanlıklar vardır. İşte tam da bu sebeple kimseyi gözümüzde büyütmeden ve aşırı anlamlar yüklemeden hayatımız adına dersler çıkaracak şekilde örnek alabiliriz. Birbirimize böyle sağlıklı bir mesafede durarak takdir edebilmeyi öğrenmek de ruhsal olgunlaşmanın en önemli adımıdır.


 

1- HAYAL KURABİLMENİN ÖNEMİ:

Niyetlerimize ulaşmada en önemli adım olarak net bir hedefimizin olması ve bunu gerçekleşmiş şekilde göz önünde canlandırabilmek geliyor. Bunu yapmanın en keyifli şekli ise canlı hayaller kurabilmek.

 

Jim Carrey ekonomik zorluklar yaşayan bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailenin durumu o kadar kötüydü ki okulda düzgün bir eğitim almakta ve yeterli ölçüde beslenmekte bile zorlanıyordu. Hatta ergenlik dönemlerinde yaşadıkları evin kirasını ödeyemedikleri için evlerinden bile olmuşlardı. Genç yaşında tüm bu zorluklarla boğuşan Jim kendindeki yeteneğin farkındaydı ve bir hayali vardı. Ünlü bir aktör olmak. Tüm bu zor şartlar altında bir gün bile bu hayalden vazgeçmemişti. Hayal kurmanın çok zor olduğu bu günlerde bile her gece kendini bu şekilde düşlediğini söyleyen Jim Carrey daha o günlerde bu hayalinin bir gün gerçek olacağını içten içe bildiğini söylüyor. Bu anlamda oldukça net bir hedefe sahip. Henüz hiç bir şeyi olmayan Carrey, bu dönemde her gece gözünün önünde kendini ünlü bir aktör olarak canlandırıyordu. Oprah Show’da bunu yapmayı kişisel gelişim kitapları okuyarak öğrendiğini itiraf etti.

 

2- SEVDİĞİN ŞEYİ YAPMANIN ÖNEMİ:

Sevmeden ve zorunlulukla yapılan işler insanı mutlu etmiyor ve en nihayetinde hayat amacından uzaklaştırıyor. Bunun için hayattaki tutkunu belirlemek ve bunu yaşamak için adımlar atmak çok önemli.

 

Jim Carrey başarılı bir müzisyen olan babasının yaşadıklarını küçük yaşlarda gözlemliyor. Babasının tutkusu saksafon çalabilmek. Ne var ki evlenip dört çocuk sahibi olunca ailesini geçindiremeyeceğinden korkan Percy Carrey muhasebeci olarak işe giriyor. Verdiği bu taviz sebebiyle çok mutsuz olan Percy Carrey, 51 yaşında her şeye rağmen bu işi de kaybediyor. Bunun üzerine Jim Carrey babasını örnek alarak insanın sevmediği bir işi yaparak başarısız olmasındansa  sevdiği bir işi yaparak başarısız olmasının daha iyi olduğunu fark ediyor. İnsanların sevdikleri her neyse onun peşinden gidecek cesarete ve kararlılığa sahip olması gerektiğini anlıyor. Kendi de bu yönde adımlar atıyor.


 

3- NİYETİN İÇİN HAREKETE GEÇMENİN ÖNEMİ:

Niyetlerini hayata geçirebilmek için harekete geçmek gerekiyor. Uygun adımlar atılmadan atalet içinde kalındığında olayların gerçekleşebilmesi için gereken enerjisel ivme oluşamıyor. Bu itici gücü niyetin doğrultusunda attığın adımlar belirliyor. Niyetin doğrultusunda atacağın adımlar neler olabilir? Bu adımlar bilgi edime, eğitim alma, başvuru yapma, çeşitli insanlarla bağlantı kurma, hayatın sana sunduğu fırsatlara açık olma, bazen yaşadığın yeri değiştirme ve belki de en önemlisi, yeni kapıların açılması için eski kapıları kapatma olabilir.

 

Jim Carrey bir konuşmasında “Sadece gözünün önünde canlandırarak karnını doyuramazsın; gidip o sandviçi yemen lazım” demiştir. Bu düşüncesini destekler şekilde yeteneğini gösterebileceği tüm mekanlara başvurular yapıyor. Bazılarından red cevabı alsa da denemeye devam ediyor. Çok cüzi paralara çalışan Carrey bu dönemde ekonomik sıkıntılarının devam ettiğini söylüyor. Yine de asıl hedefinin Hollywood olduğunu hep aklında tutuyor. Çalıştığı bu küçük gece kulüplerinde ise elinden gelen en iyi performansı sergilemeye devam ediyor çünkü önemli olan elinden gelenin en iyisini yapmak. Niyetine giden yolda tüm çabasını gösteriyor.

 

4- NİYET ÇALIŞMASI YAPMANIN ÖNEMİ:

Niyetlerimizin gerçekleşmesi için bazı görseller kullanarak vizyon panoları oluşturabiliriz veya yazarak niyetlerimizi netleştirebiliriz. Bu şekilde niyetimizin bizim için elle tutulur olmasını sağlarız. Bunun da ötesinde somut hale dönüştürdüğümüz istekler bizim için daha inanılır hale gelir.

 

Jim Carrey 1992 yılının Şükran gününde kendisine 10 milyon dolarlık bir çek yazar. Çekin üzerine rakamı yazar ve aktörlük hizmetlerinizin karşılığı olarak diye belirtir. Sonra bu çeki cüzdanına koyar ve üç sene boyunca taşır. Çek zaman içinde yıpranır ama arada yazdığı çeke bakmaya devam eder. Tarihi 3 sene sonrasına yazmıştır. Gerçekten de 3 sene sonra tam da şükran gününde Salak ile Avanak” filminde başrol alarak belirttiği miktarı kazanır.

 

 

5- GERÇEKLİĞİN NİYETLERLE OLUŞTUĞUNU BİLMENİN ÖNEMİ:

Var olan her şey  niyet adı verilen büyük bir güçle gerçeklik kazanır. Tüm evrenin dinamosu işte budur. Niyet öyle bir güçtür ki onun kozmik oluşumunda imkansızlık veya olanaksızlık yoktur. Kısacası niyet ettiğini bile bilmediğin tüm niyetlerin bugünkü gerçekliğini oluşturmuştur.

 

Jim Carrey niyet etmenin gerçekliği yaratan yegane güç olduğunu fark etmiştir. Eckhart Tolle’nin davet ettiği bir toplantıda konuşurken en arkada ve duvarın hemen yanında oturan kişiye işaret eder ve der ki “Bu geceyi ve burada yapılan tüm konuşmaları niyet gücünle var ettiğinin farkında mısın?” En arkadaki kadın ve tüm dinleyiciler gülerken “Belki de en uzak ve en kötü yerde oturma niyetini de bir sorgulaman gerekebilir” der. Kendisini de Amerikan Futbolu seyrederken bunu niyet ettiğini fark ettiğini, hatta oradaki futbol olayının tamamının, seyircilerin, kapıdaki uyuşturucu satıcısının bile kendi olduğunu hissettiğini söyler. Hiçbir şey ondan ayrı değildir. Hepsinin niyetinin içinde kendisiyle birlik halinde olduğunu ve bunun muhteşem bir his olduğunu vurgular.Asıl o zaman oyunun nasıl da büyük bir anlayışla çok daha zevkli hale geldiğini vurgular. Niyetin içinde BİR olma haline kısa bir dokunuş yapmıştır ve ortak bilinçle yarattığımız niyetleri hissetmiştir.


 

6- NİYETLERİNİ AÇIK BİR DİLLE İFADE ETMENİN ÖNEMİ:

Evrenden iste ve olsun gibi cümleleri çok duyduğumuzu ama aslında ne demek istendiğini anlamadığımızı düşünüyorum. Evren diyince inançsız bir insanmış gibi algılanma riski oluşuyor ama aslında hiç de böyle değil. Evren tüm yaratılış ve onun zihnimizin alamayacağı kadar muazzam sisteminin tek bir kelimeye yüklenmiş hali. Kendini rahatsız hissedersen bu muazzam sisteme Allah diyebilirsin. Burada önemli olan açık bir dille isteğini ifade etmek ve bunu kalbinin en derininden gelen kelimelerle yapmak. Ezberlenmiş dualarla değil; anın içinde yüreğinden taşan güzel duygularla her seferinde yeni, her seferinde coşkulu bir saflıkla söyleyebilmek.

 

Jim Carry Maharishi Üniversitesinin diploma töreninde yaptığı konuşmada gelecek için endişelenmek yerine şimdiye odaklanmak gerektiğini söyler. Şimdi elindeki tek gerçekliktir ve bu gerçeklikte ya sevgiyi ya da korkuyu seçebilirsin. Çoğu zaman korkunun daha kolay bir yol gibi göründüğü için seçildiğini söyler. Niyetlerimiz bazen o kadar uzak veya ulaşılması imkansız görünür ki yüreğimizden geçene, asıl ulaşmak istediğimize sırt çeviririz. Bunun üzerine Carrey kendi hayatının tam da buna örnek olabileceğini vurgular. Kendisi de ulaşılması imkansız gibi görünen dünyaca tanınmış aktörlük hedefine isteklerini sürekli ifade ederek ve evrenden bunu isteyerek ulaşmıştır. Ne zaman umutsuzluğa kapılırsanız beni hatırlayın der ve benim istediğim gibi siz de isteyin. İstemekten asla vazgeçmeyin.

 

Son olarak Carrey’nin başarıya, paraya ve bununla ilgili niyetlerine ulaştıktan sonra vardığı noktayı çok iyi ifade eden sözlerine kulak verelim. Dünyevi niyetlerin aşıldığı ve aslında yaşamın anlamının bunların çok ötesinde olduğunun farkındalığını anlatmaya çalışan Jim Carrey şöyle söylemiş:

“Sürekli söylerim; keşke insanlar hayal ettikleri zenginliğe ve şöhrete kavuşsalar ve ondan sonra da gerçekten istediklerinin bu olmadığının farkına varsalar.”

Yazan ve Seslendiren: Didem ÇİLOĞLU




Kaynakça: 1. http://www.mindpowernews.com/JimCarrey.htm

  1. https://www.applythelawofattraction.com/jim-carrey-law-attraction/
  2. https://www.powerofpositivity.com/jim-carrey-law-of-attraction/
  3. Kafkaokur dergisi- Temmuz 2019 sayısı

İlginizi Çekecek İçerikler

Yorum Yaz