Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Çekim yasası 

Çekim yasası neden işe yaramıyor?



1. Pozitif düşünmenin yetersizliği

“Çekim yasası eğer iyi şeyler düşünüp istersem hayatıma bunları çekebileceğimi söylüyor. Hergün kendim için iyi şeyler istiyorum. Mesela daha çok para, iyi bir eş ve lüks bir araba. Ama bu kadar iyi şeyler istememe ve pozitif düşünmeme rağmen hiçbir şey gerçekleşmiyor. Neden? Yoksa çekim yasası palavra mı?”

Herşeyden önce çekim yasasının size bir gıcıklığı yok. Çünkü tüm evrensel yasalar gibi o da her koşulda ve her canlı için işleyen nötr bir yasadır. Fakat yukarıdaki ifade bu yasanın tam anlaşılamadığını gösteriyor.

Her şeyden önce pozitif düşünceye ve bunun etrafında dönen öğretiye bir göz atmak lazım. 20-30 yıldır pozitif düşünceye büyük vurgu yapan bir sürü kişisel gelişim kitabı ortaya çıktı. Bu öğreti ve bu kitaplar büyük başarı kazandı. Aslında buna şaşırmamak lazım. Çünkü sadece pozitif düşünerek isteğine ulaşma fikri kolaycılığı seven günümüz insanına çok hitap etti.

Ama şöyle bir durup etrafımıza bakarsak pozitif düşündüğünü söyleyen insanların hayatlarında hiç bir değişiklik olmadığını fark ediyoruz. Bunun nedenini anlamak aslında çok zor değil. Osho’nun bu konudaki bir sözüne bakalım. “İnsanlar doğru olmaya, mutlu görünmeye, gülümsemeye ve dürüst olmaya çalışırlar. Ama tüm hareketlerinin arkasında bilinçsiz zihin durmaktadır. Bu farkında olmadıkları zihin onların dürüstlüğünü, gerçekliğini, hatta gülümselemelerini bile bozar.”

Hayatlarımızı pozitif düşünerek değiştiremeyiz. Çünkü bu düşünme şekli bilinçli zihinle alakalıdır. Bilinçli zihin hayatımızı yönlendiremez. Bilim adamı Dr. Bruce Lipton’ın dediği gibi, bilinçaltımız hayatımızın %95 ila %99 kadarını yönetmektedir. Pozitif düşüncenin etkili olabilmesi için bilinçaltımızın bilinç yüzeyindeki bu pozitifliğe katılması gerekir. Örneğin zengin olmak istiyorsunuz ve bir çok kez para ile ilgili olumlama yapıyorsunuz. Ama bilinçaltında parayı çok haketmediğinize inanıyorsunuz ve asla bu kadar değerli olmadığınızı düşünüyorsunuz. Bozuk bir plak gibi çalışan bilinçaltı bize sürekli bunları fısıldarken bilinç yüzeyinde pozitif düşüncelerin nasıl bir etkisi olabilir. İşte burada kendi zihnini incelemek ve anlamak önem kazanmaktadır. Kendini keşif, kendini tanıma, öz benliğini anlamaya çalışma gerekmektedir. Bilinç altında işleyen bozuk plakları dinlemek için sessizleşme ve meditatif bir halde kalmak gerekir. Tüm bunlar yapılmadığında mutlu gülümsemelerle ve kalpten çıkan pembe ışıltılarla bezenmiş pozitif düşünme balonu patlamak zorundadır.

2. Düşünceye imajinasyon, his ve inanç katmamak

Çekim yasasında en çok yanlış anlaşılan kısım düşüncelerin gerçekliği yaratmada tek başına yeterli olduğunu zannetmektir. Oysa düşünceler zihnimizin kontrolü en zor alanıdır. Zihnimizi şöyle bir on dakika incelemeye kalksak anlarız ki birbiriyle alakalı veya alakasız yığınla gelen çok sayıda düşüncenin bombardımanı altındayız. Bu alanda tutarlı ve sağlam bir düşünce zemini oluşturmak çok zordur. Bu sebeple bazı başka tesirlerle düşünceleri daha somut, elle tututur, hissedilir ve canlı kılmak şarttır. “Canlı” kelimesi anahtardır.

Zihni bir sinema perdesi gibi düşünelim. Burada görüntüler düşüncelerimizdir. Bu düşünceleri canlı kılmak için perdedeki görüntülere bir senaryo eşliğinde duygular katmak şarttır. Bunu çekim yasasına uyarladığımızda oluşturduğumuz niyet sadece bir görüntüdür. Şimdi bu niyete duygu katmamız gereklidir. Bu duyguyu ise o niyetin hayata geçmiş halinin yansıttığı enerjiye ulaşarak yapabiliriz. Tüm bu süreci bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki niyetiniz dolgun maaşlı bir işte çalışmak ve banka hesabınızda bu parayı görmek. Şimdi gözünüzün önünde banka hesabınızı ve yatırılmış miktarı canlandırıyorsunuz. Net bir resim gibi bu rakamı ve banka hesabını görüyorsunuz. Bunu başardığınızda ilk aşamayı geçtiniz. Yani imajinasyon aşaması. İmajinasyonda niyetimizi zihnimizde net bir şekilde göz önünde canlandırıyoruz.

Şimdi ikinci aşama. Bu görüntüye duygu ekleme aşamasına geldik. Bu kısım çok önemli ve üzerinde biraz çalışmak gerekebilir. Şimdi bu durumun gerçekleşmesi halinde oluşacak mutluluğu o anda hissetmeye çalışıyoruz. Bunun için yaşamınızda çok mutlu olduğunuz bir anın anısını zihninizdeki görüntüyle birleştirmeyi deneyin.

İkinci aşamada zihninizdeki görüntüyü duyguyla birleştirdiniz. Bundan sonraki aşama inanmak veya içsel olarak emin olmak aşamasıdır. Az önceki niyetinizi enerjisel planda yarattığınızdan emin olmalısınız. Enerjisel boyuttaki yaratımların dünyada gerçekleşmesi belirli bir süreç gerektirir. Tüm bu sürecin kesintisiz bir şekilde işlediğini bilerek içinizde bunun inancı ve huzurunu mümkün olduğunca her gün yenileyerek yaşamalısınız. Bu üç aşama bir araya geldiğinde niyetlerinizin fiziksel planda gerçekleşmemesi için hiç bir neden kalmayacaktır.

3. Niyetin doğrultusunda hiç hareket etmemek

Çoğu insan çekim yasasını sihirli bir değnek gibi algılamak istiyor ve niyetleri doğrultusunda hiçbir şey yapmadan pasif bir şekilde bekliyor. Eyleme geçmemek enerjinin durağanlaşması ve doğru şekilde akmaması anlamına geliyor. Durağanlaşan enerji verimsizlik olarak geri dönüp bolluk ve bereketi öldürüyor. Bu sebepten niyetinize doğru her gün bir adım atmanız gerekmektedir. Bu adımın çok büyük olması önemli değildir; önemli olan her gün düzenli ve istikrarlı bir şekilde adım atmaktır. Bu şekilde istikrarlı bir enerjiyi çevrenize yaymaya başlarsınız. Aynı zamanda istikrarlı bir büyümeyi de kendinize davet edersiniz.

Çekim yasasının doğru işlemesi için devamlılığı olan bir enerjiye ihtiyaç vardır. Bu yüzden her gün niyetiniz doğrultusunda adım atarken sözlerinizle eylemlerinizin tutarlı olması çok önemlidir. Niyetinizle çelişen hareket ve sözlerden kaçınmalısınız. Sözlerinizin arkasında durun. Günümüzde sözün ne kadar büyük bir güç olduğunu unutan insan söylediklerine aykırı davranarak oluşturduğu kararsız enerjinin kendisine ne kadar zarar verdiğini göremiyor. Bu durum aynı zamanda niyetininzin gerçekleşmesinin önündeki en büyük engeldir.

4. Sabırsızlık ve işaretleri takip etmemek

Olumsuz düşünce kalıpları uzun zamandır ve muhtemelen çocukluğunuzdan beri aktif bir şekilde işlemektedir. Çekim yasası gibi önemli evrensel bir yasayı yaşamınızı dönüştürmek için can-ı gönülden benimsemiş olabilirsiniz. Ancak bu öğretiyi tam olarak içselleştirmek zaman alabilir. Çocukluğunuzdan beri içinizde yer etmiş olumsuz düşünce kalıplarının silinmesi ve yerine olumlu olanların gelmesi bir süreç gerektirir. Bu süreç herkeste farklı işleyecek ve bu arada dönüşüm gerçekleşene kadar sabırlı olmak gerekecektir. Bir çok kişi burada yanlışa düşmektedir. Dönüşümüm içsel olarak başlaması madde dünyasında da aynı anda başlaması demek değildir. Dönüşüm ilk olarak kişinin enerjisel sisteminde başlar. Doğru düşünce kalıplarıyla sürekli desteklenerek dönüşüm, kişinin çevresine yaymaya başladığı titreşim alanında kendisini göstermeye devam eder. Ardından genellikle sessizce çoğalan bu olumlu güç madde dünyasında olumlu sonuçların alınmaya başlamasıyla işlemeye devam eder. Niyetlerin enerjisel dönüşümle madde dünyasında tezahür etmesi arasında geçen süre çoğu zaman gözardı edilmektedir. Sabırsızlık ve beklentili olmak kendi içinde doğru bir şekilde işleyen enerji sistemini kesintiye uğratır. Bazen beklentinin kişinin içinde acılaşması akışın tamamen durmasına yol açabilir.

Bu arada işaretleri takip etmek çok önemlidir. Zihnimizi pozitif tesirlerden gelen işaretleri fark etmek üzere eğitmemiz gerekir. Evren çeşitli sembollerle bizimle konuşur. Evrenin sembol diliyle iletişime geçtiği bilgisi çok eskiden beri bilinen bir gerçektir ve bu sembollerin gücü olduğuna inanılmaktadır. Evren kişisel olarak size de sürekli işaretler göndermektedir. Bu işaretler doğru yolda olduğunuzun sinyalleridir. Bazı durumlarda dikkatinizin özel bir noktaya, kendi içinizde halletmeniz gereken bir meseleye çekilmesi söz konusudur. Çekim yasasının işlediğini gösteren ve çoğu insana görünen bazı işaretlere örnek vermek gerekirse 11.11 gibi tekrarlayan sayı dizileri, niyetinizle uyumlu resimlerin dergi veya gazetelerde karşınıza çıkması, youtube’da gezinirken yanda bu konuyu anlatan bir video ile karşılaşmak olabilir. İşaretleri fark ettiğiniz anda yüce bir enerjiyle iletişimde olduğunuzu bilmek sizi rahatlatacaktır.

Yazan: Didem ve Cem Çiloğlu



İlginizi Çekecek İçerikler

Yorum Yaz